Les expériences des jeunes femmes en col blanc dans l'espace urbain : Le cas de Kadıköy D'Istanbul
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Galatasaray Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SİYASET BİLİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Fransızca
Öğrenci: HANDE BÜYÜKNİSAN
Danışman: Hakan Yücel
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Araştırma, Kadıköy'de yaşayan genç, bekar ve beyaz yakalı kadınların kamusal mekân kullanımlarına dayanarak kentle olan ilişkilerini ve deneyimlerini incelemektedir. Literatürde kent yaşamı anonimleşme ve özgürleşme ile özdeşleştirilse de kadınların kent deneyimi saate ve mekanlara bağlı olarak belirli kısıtlamalar ve zorlukları da beraberinde getirir. Bu çalışmada kadınların kamusal alandaki görünürlükleri, hareketlilikleri ve güvenlik algıları feminist coğrafya literatüründeki mekanın kullanımını ve toplumsal cinsiyet teorilerine dayanılarak gözlemlenmiştir. Araştırmanın ilk bölümünde hem dünyada hem de Türkiye'de kadınların kamusal alana 'dahil edilme' tarihine ve bu geç kabulun yarattığı feminen korkuya odaklanılmıştır. Antik yunandan günümüze hem Batı coğrafyasında hem de Türkiye'de kadınların kentte erkekler kadar görünmesi hoş karşılanmamıştır. Kamusal alan özel alan dikatomisinin bir sonucu olarak erkekler kamusal alanla, kadınlar ise özel alanla yani ev ve ev işleriyle tanımlanmıştır. Erkekler tarafından cinsiyet körü olarak inşaa edilen ve kullanılan kentlerde kadınlar bedenleriyle yorumlanmıştır. Sürekli olarak toplumsal bakışı üzerinde hisseden ve dişil bedenleriyle yorumlanan kadınların kente duydukları aidiyet de aynı oranda problemli olmuştur. Feminen korku olarak tanımlanan kentte erkek şiddeti ve tacizine maruz kalmaya duyulan korku, kadınların kamusal alanı rahatça kullanmalarının önündeki en büyük engel olarak göze çarpmaktadır. Öte yandan Türkiye'de kadınların kamusal alanda görünür olmaları Osmanlı Devletinin son dönemlerinde batılılaşma hareketinin başlangıcı ile mümkün olmuştur. Erken cumhuriyet döneminde devam eden 'modernleşme' sürecinde ise kadınların kamusal alanda bulunmaları, çalışmaları ve kendilerini ifade edebilmeleri için tüm yasal engeller ortadan kaldırılsa da kadınlar evle, annelikle ve eş olmakla tanımlanmaya devam edilmiştir. Farklı kadın kimliklerinin görünür olması ve kamusal mekanları kendi problemlerini dile getirmek için kullanmaları 1980'lerde mümkün olabilmiştir. Cinsel şiddet ve taciz için ilk kez düzenlenen eylemler de bu döneme denk gelmektedir. Bu sürece kadar kadınların kamusal alan deneyimleri okul, işyeri ve ailenin temel ihtiyaçları için gidilen mekanlarla sınırlı kalmıştır. 2000lere kadar ise Türkiye'de mekan kullanımını toplumsal cinsiyet perspektifinden inceleyen sadece birkaç araştırma yapılmış ve bu alanın incelenmesi gerekliliğini beraberinde getirmiştir. Araştırmanın ikinci kısmında ise çalışmanın bulguları literatür ile bağdaştırılarak paylaşılmıştır. Saha araştırması hem nitel hem de nicel verilere dayandırılmıştır. Kadıköy'de yaşayan 18 kadınla gerçekleştirilen görüşme yarı yapılandırılmıştır. Görüşmelerden önce literatür taraması yapılmış, Kadıköy'e dair demografik grafikler, farklı semtler hem harita üzerinde hem de yerinde incelenmiştir. Feminist coğrafyanın 'güvenlik haritalandırması' ve 'feminen korku' gibi konseplerinden yararlanılarak ilçenin bu küçük odak grubun söylemlerine göre güvenlik haritası çıkarılmıştır. Araştırmanın sonucunda ise beyaz yakalı, genç ve bekar olan kadınların toplumsal cinsiyete dayalı baskıdan kaçmak için Kadıköy'ü tercih ettikleri saptanmıştır. Kadın görünürlüğünün günün her saatinde diğer semtlere göre fazla olduğu ve sosyal olanakların merkezinde bulunması nedeniyle Kadıköy kadın dostu ilçe kategorisine konulmuştur. Buna rağmen kadınlar kent içi hareketliliğinde aynı derecede güvende hissetmemektedir. Kullandıkları ulaşım aracından güzergahına, hareket saatinden kıyafetlerine kadar çeşitli kısıtlamalar ve stratejiler yaratmışlardır. Öte yandan Kadıköy güvenli ilçe olarak tanımlansa da haritadaki Kadıköy ile kadınların zihin haritasındaki yerin aynı olmadığı gözlemlenmiştir. Kadınlar gidilecek ve gidilemeyecek yerleri sosyo kültürel seviyesi ve fiziksel yapılandırılmasına göre kategorilere ayırmışlardır. Buna göre tacize/tecavüze uğrayabilecekleri yerler, saatler ve ulaşım araçları vardır. Şehrin aydınlatma, kaldırımlar, binalar gibi fiziksel yapılandırılması güvenlik duygusunun doğrudan bir göstergesi konumundadır. Bilinçli olarak veya olmayarak her an geliştirilen direnme ve kaçınma taktikleri kadınların kentteki gündelik hayatına ve aidiyetliklerine dair ciddi kısıtlamalar olduğunu gösterir. Mekansal olanın aynı zamanda toplumsal ve politik de olmasının bir sonucu olarak kent kullanımındaki ve kentle olan ilişkiyi yapılandıran feminen korku direkt olarak toplumdaki cinsiyet algısı ve politik ajandaya göre değişmektedir. Kadınlar hem kendi deneyimlerinden hem de haberler, başkalarından duyulanlar, gündemdeki sosyal politikalar gibi ikincil kaynaklara göre dinamik bir şekilde değişen mekan kullanımları ve stratejileri geliştirmektedir. Sonuç olarak kadınların kentle kurdukları çelişkili güvenli- güvensiz, ait-öteki, aktif-pasif, hareketli-hareketsizlik ilişkisi oldukça dinamik ve değişkendir. Geçmişte ve o anda yaşadıkları toplumsal, kültürel ve politik baskılar; fiziksel veya psikolojik şiddete bağlı olarak kadınların kentle kurduğu ilişki ve kent kullanımı, kentte özgür hissetme ve kenti deneyimleme şansını doğrudan etkiler.