Between Objectivity and Subjectivity: Historical Roots and Pluralist Perspectives


Batur İ. H.

AKADEMIK TARIH VE DÜŞÜNCE DERGISI, vol.13, no.2, pp.1-28, 2026 (Peer-Reviewed Journal)

Abstract

This study examines the tension between objectivity and subjectivity from Antiquity to modernity through conceptual analysis and historical comparison. It addresses the problem of how knowledge is shaped by cultural and ideological contexts, drawing on contemporary debates in feminist, postcolonial, and phenomenological thought. While objectivity has traditionally been associated with universality and neutrality, it has been criticized for producing exclusionary and reductive forms of knowledge. In contrast, subjectivity, although essential for the production of meaning, entails the risk of epistemic relativism. The study argues that this tension cannot be reduced to a purely epistemological issue, but extends to ontological, ethical, and political dimensions. Rather than treating objectivity and subjectivity as irreconcilable opposites, the paper proposes a pluralistic framework grounded in intersubjective agreement. Within this framework, objectivity is reconceptualized not as a fixed and transcendent standard of truth, but as a historically situated and interpretive process. The study thus contributes to contemporary debates by offering a more flexible and responsible understanding of knowledge beyond rigid dichotomies.

Bu çalışma, nesnellik ile öznellik arasındaki gerilimi Antik Yunan’dan moderniteye uzanan bir süreçte kavramsal analiz ve tarihsel karşılaştırma yöntemiyle incelemektedir. Bilginin kültürel ve ideolojik bağlamlara gömülü doğasını tartışan çalışma, özellikle feminizm, postkolonyalizm ve fenomenolojik yaklaşımların nesnellik eleştirilerini dikkate alarak bu gerilimin çağdaş görünümlerini analiz etmektedir. Nesnellik, evrensel geçerlilik ve tarafsızlık idealiyle ilişkilendirilmesine rağmen tarihsel olarak dışlayıcı ve indirgemeci eğilimler üretmekle eleştirilmiştir. Buna karşılık öznellik, anlam üretiminde vazgeçilmez olmakla birlikte epistemik görecilik riskini beraberinde getirebilir. Çalışma, bu karşıtlığın yalnızca epistemolojik değil, aynı zamanda ontolojik, etik ve politik boyutlar taşıdığını ileri sürmektedir. Bu doğrultuda makale, nesnellik ve öznelliği uzlaşmaz zıtlıklar olarak değil, karşılıklı etkileşim içinde yeniden düşünülmesi gereken kavramlar olarak ele almakta ve intersübjektif uzlaşıya dayalı çoğulcu bir çerçeve önermektedir. Bu yaklaşım, nesnelliği sabit ve aşkın bir hakikat iddiası olmaktan çıkararak tarihsel ve yorumsal bir süreç olarak yeniden kavramsallaştırmaktadır.