La conciliation par le juge de la legalite et de la securite juridique - comparaison Franco-Turque


Doç. Dr. ÖZGE AKSOYLU ÜRGER

Tez Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Université Panthéon-Sorbonne: Paris I, Kamu Hukuku Doktora, Fransa

Tez Danışmanı: Yves Jegouzo

Tezin Onay Tarihi: 2011

Tezin Dili: Fransızca

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Hukuka uygunluk ilkesinin yaptırımı olan idari işlemin yargısal yoldan iptali kararının uygulanması, geriye etkili olarak iptal edilen işlemin tüm etki ve sonuçlarıyla hukuk düzeninden kaldırılması anlamına geldiği için, hukuk düzeninin yeniden inşasını gerektirmekte ve bu yönüyle hukuki güvenlik ilkesini ihlal edebilmektedir. Bu nedenledir ki, idare yargıcı somut olayın koşullarını gözeterek, hukuka uygunluk ilkesini rasyonalize edebilmekte (aklileştirebilmekte) ve idari işlemin gerek dış unsurları gerek iç unsurları bakımından ortaya çıkan sakatlıklara rağmen iptal yaptırımından kaçınabilmektedir.

İdari işlemin yargısal iptalinin bu şekilde rasyonelleştirilmesi, iptal davası yargıcının, « hukuka aykırılık = iptal » denkleminin rahatlığına ve kendisi açısından uygulanma kolaylığına rağmen, somut hukuka aykırılığa en uygun aracı bulmak gibi zorlayıcı bir çabaya girmesini gerektirmektedir. Hukuka uygunluğun hukuki güvenlik ilkesiyle uzlaştırılması, yargıcın salt hukuka uygunluk alanından çıkarak, müdahalesinin etkililiği ile de ilgilenmesi ve platonik ya da yıkıcı bir iptalden kaçınmasıyla mümkün olabilir.

İdare yargıcı ile idare arasında güven ilişkisinin kurulmadığı Türk toplumsal hukuk ortamında yargıç, önünde dava konusu edilen işlemin tesisi sırasında işlemin dış unsurlarına ilişkin hukuka aykırılıklara büyük ölçüde müsamaha göstermemeye yönlenmektedir. İdari işlem niteliğinde yargı kararı vermesi Anayasa tarafından yasaklanan Türk yargıcının, iç unsurları yönünden sakat olan bir işlemin “kurtarılması”, başka bir deyişle hukuka uygun kılınması (regülarizasyonu) için de çok istekli olmaması anlaşılır bir durumdur.

İster Türk ister Fransız olsun, iptal davası yargıcı, olası bir iptalden kaçınıp kaçınamayacağı sorusunu kendisine sorduğunda, bir orantılılık sınavıyla karşı karşıya kalır. Bu soruyu olumlu yanıtlamak için kullanılan ve bu tezde ele alınan tüm yöntemlerin ortak noktası, somut davanın koşullarına göre hukuka aykırılık ve bunun yaptırımını dengelemektir. Hukuka uygunluk ilkesi ile hukuki güvenlik ilkesi arasındaki dengenin kavramsal aracı orantılılık olup, hukuki güvenlik ilkesinin ancak ağır ihlalleri, hukuka aykırı işlemin iptali talebinin reddi suretiyle hukuka uygunluk ilkesinin belli bir ölçüde ihlalini haklı kılabilecektir. Böylece hukuka uygunluk ilkesinin otomatik olarak uygulanması yerine, iptalin somut hukuka aykırılığa uygunluğunun değerlendirilmesi yoluna gidilmektedir.

Orantılılık ilkesi, normalde yargıcın idarenin hukuka uygunluğunu denetlemede kullandığı bir araçtır. Buna karşın, yargıç, iptal kararının hukuk düzeni üzerindeki sonuçları ile söz konusu hukuka aykırılık arasındaki dengeyi sorguladığında, orantılılık denetimine tabi olan kendi yargılama faaliyeti haline gelmektedir.

Ancak, iptal davası yargıcı iptal kararlarında “tasarruflu” olmaya davet edilirken, yargısal iptali önleme yöntemlerini kullanırken de aşırıya kaçmamalıdır. Yargıç, Hukuk Devleti ilkesi bakımından güvence işlevini yitirmeden hukuka uygunluk ilkesini rasyonelleştirmelidir. Hukuka uygunluk ilkesi ile hukuki güvenlik ilkesi arasındaki dengenin kurulması bir ölçü meselesidir. Bu ölçüyü sağlamak ise idare yargıcının görevidir.