Sosyoloji Dergisi, cilt.3, sa.29, ss.29-72, 2015 (TRDizin)
Bu makalede, Türkiye’de ekonomi sosyolojisi alanında üretimde bulunmuş sosyologlar ve çalışmaları, ait oldukları tarihsel bağlamın içine yerleştirilmek suretiyle kronolojik sıra içinde ama ilişkisel bir bakış açısı dâhilinde ele alınmaktadır. Araştırma bulguları, ekonomi sosyolojisinin evrimini üç dönemde incelemeyi mümkün kılmaktadır. Alman ve Amerikan sosyolojilerinin etkisi altında kat edilen 1929 Krizi sonrasına denk düşen ilk dönemde piyasa-toplum ilişkilerini geç kapitalistleşme sorunsalı içinde inceleyen klasik ekonomi sosyolojisinin etkisi gözlemlenirken, Keynesçi politikalarla karakterize olan ikinci dönemde ise devlet-piyasa ilişkisini azgelişmişlik sorunsalı içinde ele alan kalkınma sosyolojisinin öne çıktığı görülmektedir. Neoliberalleşme sürecine denk düşen üçüncü dönem, piyasa-toplum ilişkilerini kapitalist büyüme ve kurumsal dönüşüm sorunsalı içinde ele alan yaklaşımların yanı sıra piyasaların gelişimini tahakküm mücadeleleri ve toplumsal inşa süreçleri ile ilişkisi içinde inceleyen yaklaşımların mevcudiyetiyle ayırt edilmektedir. Açığa çıkan perspektif farklılaşmalarında, ülkede yürürlükte olan sermaye birikimi rejiminin karakteristiği kadar, uluslararası entelektüel etkileşim ile geleneksel ve modern iktidar ilişkilerinin birbirine eklemlenme biçim ve düzeylerinin tayin edici olduğu öne sürülmektedir.
In this article, Turkish economic sociologists and their works are examined in their historical contexts, by pursuing a chronological order but from a relational point of view. The findings of the analysis allow us to examine the development of economic sociology in three periods. The first period that started with the 1933 University Reform, is characterized by the separate and contradictory influences of the German and American schools. In the second period, the ISI policies caused the sociology of development to become prominent in the field. And finally, the third period, which corresponds to neo-liberal transformation process, reinforced the approaches focusing on the historical specificity of market-society relations within the problematic of institutional change, and also on the social construction of markets and on the societal power relations underlying this very process. Consequently, determinants of diversification of perspectives are recorded as follows: the characteristic of the capital accumulation regime in force, the international intellectual interaction, and the way in which modern and traditional power relations are articulated.