TÜRKİYE’DE BASIN FAALİYETLERİNE YÖNELİK “SLAPP” NİTELİĞİNDEKİ MANEVİ TAZMİNAT DAVALARI
Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, sa.1, ss.1253-1303, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: Sayı: 1
- Basım Tarihi: 2026
- Dergi Adı: Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.1253-1303
- Galatasaray Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Demokratik toplumlarda basının kamuoyunu bilgilendirme görevi ile bireylerin kişilik haklarının korunması arasında hassas bir denge bulunmaktadır. Ancak günümüzde, kişilik haklarının ihlali iddiasıyla açılan bazı manevi tazminat davalarının, hukuki bir himaye sağlamaktan ziyade, kamusal tartışmaları engellemek ve gazetecileri yıldırmak amacıyla kullanıldığı görülmektedir. Literatürde “SLAPP” (Kamu Katılımına Karşı Stratejik Davalar) olarak adlandırılan bu davalar, yargı sistemini bir baskı aracı olarak kullanarak ifade ve basın özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki yaratmaktadır. Bu çalışma, Türkiye’de basın mensuplarına karşı açılan manevi tazminat davalarını SLAPP kavramı çerçevesinde ele almaktadır. Çalışmada SLAPP davalarını diğer davalardan ayırt edebilecek kriterler önerilerek SLAPP davası olarak nitelenebilecek bazı davalar bu ölçütler ışığında incelenmiştir. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları, Avrupa Birliği Direktifleri ve Avrupa Konseyi Tavsiye Kararları ışığında devletin ifade özgürlüğünü koruma konusundaki pozitif yükümlülükleri tartışılmıştır. Sonuç olarak, Türk hukukunda dava hakkının kötüye kullanımını engellemek ve basın özgürlüğünü korumak amacıyla, yargılamanın başında uygulanacak bir “erken ret mekanizması”nın ve kötü niyetli davacılara yönelik yaptırımların mevzuata kazandırılmasının zorunlu olduğu sonucuna varılmıştır.
In democratic societies, there exists a delicate balance between the press‟s duty to inform the public and the protection of individuals‟ personality rights. However, it is observed that today, certain lawsuits for non-pecuniary damages, filed under the allegation of personality rights violations, are utilized not to provide legal protection, but rather to suppress public debate and intimidate journalists. These lawsuits, termed “SLAPP” (Strategic Lawsuits Against Public Participation) in the literature, create a “chilling effect” on freedom of expression and the press by employing the judicial system as an instrument of pressure. This study examines non-pecuniary damage lawsuits filed against members of the press in Turkey within the framework of the SLAPP concept. By proposing criteria to distinguish SLAPP cases from legitimate lawsuits, specific cases that qualify as SLAPPs are analyzed in light of these standards. Furthermore, the state‟s positive obligations to protect freedom of expression are discussed with reference to the case law of the European Court of Human Rights, European Union Directives, and Council of Europe Recommendations. Consequently, it is concluded that introducing an “early dismissal mechanism” applicable at the initial stages of proceedings, along with sanctions against malicious plaintiffs, into Turkish legislation is essential to prevent the abuse of the right to litigation and to safeguard press freedom.