La Question de l'État dans le Capitalisme Vert


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Galatasaray Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SİYASET BİLİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Fransızca

Öğrenci: ALPHAN AKÇİN

Danışman: Cemil Yıldızcan

Özet:

Bu tezin ana konuları yeşil kapitalizm ve yeşil devlet kavramlarıdır. Yeşil kapitalizm, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilirlik kavramlarının devamıdır ve ekonomik büyüme devam ederken iklim krizini çözmenin mümkün olduğu fikrine dayanır. Yeşil devlet ise çevresel sürdürülebilirliğe öncelik veren bir devlet olarak hayal edilir. Bu tez bu kavramları analiz eder ve yeşil kapitalizmin sorunları çözme olasılığını ve yeşil bir devletin nasıl kavramsallaştırılabileceğini tartışır. Bu amaçla ideoloji, hegemonya ve devletin zorunlulukları gibi teorik kavramlar kullanılır. Bu tezin yöntemi literatür taramasıdır. Kapitalizm, sürdürülebilirlik, büyüme, hegemonya ve devlet konularında sosyal bilimlerden gelen çalışmaların analiz edilmektedir. Bu tez tümdengelimci bir yaklaşım kullanır. İki ana hipotez vardır. İlk hipotez, yeşil kapitalizmin mevcut hegemonik neoliberal kapitalizmin devamı olduğudur. İkinci hipotez ise kapitalist bir devletin yeşil olamayacağıdır. Bu hipotezler niceliksel olarak ölçülebilir olmadığından nitel yorumlayıcı bir yöntem kullanılmıştır. Başlangıç olarak, bu tez antropojen kavramını ve insanlığın jeolojik ölçekte değişikliklere yaratma kapasitesini tartışmaktadır. Bu yeni jeolojik dönem iklim değişikliği ve kitlesel ekolojik yok oluşla işaretlenmiştir. Antropojen kavramı, insanlığın doğayla ilişkisinin değiştiği gerçeğinin bir sonucudur. İnsanlık ve doğa arasındaki ilişki günümüzde birbirinden ayrı olarak hayal edilmektedir. Antropojen bunu değiştirmektedir. Ancak, insanlığın çevre üzerindeki etkileri boşlukta gerçekleşmemektedir, bunlar bir ekonomik sistemin sonucudur. Bu tez kapitalizmin bir kriz döneminde olduğunu savunmaktadır. Bu kriz dönemi aslında birden fazla toplumsal krizin birleşiminden oluşmaktadır. Ancak, bunların arasında en önemli kriz iklim değişikliğidir. Bunun nedeni, iklim değişikliğinin kapitalist sistemin kendisinin bir krizi olmasıdır. İklim değişikliğinin etkileri başka yere kaydırılamamaktadır ve onu oluşturan sebepler sistemin elindeki araçlarla yönetilememektedir. Bu durumun sonucu olarak, iklim değişikliği, hegemonik ideolojinin meşruiyetini kaybettiği ve karşı-hegemonik meydan okumaların destek kazandığı organik bir kriz olarak kavramsallaştırılabilir. Bu bağlamda, bu tez, yeşil kapitalizmin sisteme tehdit oluşturanları sahiplenerek sistemi yeniden meşrulaştırma girişimi olduğunu savunmaktadır. Bu tez, ideoloji ve hayali kavramlarını kullanarak bu anlatı çatışmasını kavramsallaştırmaktadır. İnsanların farklı bir toplum için çalışabilmeleri için öncelikle farklı bir toplum hayal edebilmeleri gerekir. Yeşil kapitalizm, alternatiflerini kendi bünyesine katarak böyle bir hayal gücünün oluşmasını engellemektedir. Alternatiflerinin talep etmeye çalıştığı alanı işgal etmektedir, ve statükoyu korumaktadır. Bu kriz dönemini ve olası ideolojik dönüşümü anlamak için bu tez, kapitalizm ve neoliberalizm kavramlarını kısaca açıklamaktadır. Her çeşit kapitalizmde ortak olan, kapitalizmin tanımlayıcı özellikleri tanımlanmaktadır. Daha sonra, yeşil kapitalizmin özellikleri analiz edilirken önemli olacak olan neoliberal kapitalizm biçiminin özellikleri açıklanmaktadır. Sürdürülebilirlik kavramı tezin bu bölümünün bir sonraki odak noktasıdır, çünkü kapitalizmin sürdürülebilirlik sorunu iklim krizini yaratmaktadır. Sürdürülebilirlik, yeşil kapitalizmin temel iddiasıdır. Sürdürülebilirlik kavramı günümüzde toplumun birçok alanına nüfuz eden yaygın bir terim haline gelmiştir. Sürdürülebilirlik, sürdürülebilir kalkınma ve yeşil büyüme kavramları, aynı soruna yanıt vermektedir. Bu sorun sınırlı bir dünyada sınırsız ekonomik büyümenin sürdürülemez olmasıdır. Emisyonlar ve kaynak kullanımı günümüzde bir sürdürülebilirlik krizi yaratmaktadır. İklim değişikliği bu krizin sonuçlardan biridir ve en önemlisidir, ancak bu sürdürülebilirlik krizinin tek sonucu değildir. Bu kadar önemli olmasının temel nedeni, kapitalizm tarafından çözülememesi ve kapitalizm için organik bir kriz oluşturmasıdır. Ekonomik büyüme, bu sürdürülemezliğe neden olan kritik konudur. Bu tez için önemli bir kavramdır, çünkü büyüme kapitalizmin ve kapitalist devletin merkezindedir. Büyüme, kapitalist sistemin sağlığı için gereklidir. Ekonomik faaliyet, istihdam ve devlet gelirleri büyümeye bağlıdır. Büyüme, kapitalist bir toplumda sosyal düzen, istikrar ve meşruiyet gibi birçok şeyi sağlar. Bu nedenle yeşil kapitalizm, yeşil büyüme fikrine dayanır. Yeşil büyüme olmadan yeşil kapitalizm olmaz. Yeşil kapitalizmin belirli temel varsayımları vardır. İlk varsayım, piyasanın iklim krizini çözebileceğidir. Bu hedef tüm doğanın piyasalaştırılması ve böylece belirli dışsallıkların içselleştirilmesiyle ve yeşil tüketim yoluyla başarılacaktır. İkinci varsayım, büyümenin emisyonlardan ve kaynak kullanımından ayrılmasının mümkün olduğudur. Üçüncü varsayım, teknolojik ilerlemenin sorunlarımızı çözeceğidir. Ve dördüncü varsayım, siyasi eyleme gerek olmadığıdır. İklim eylemi için kamuoyunun talebi uzun zamandır devam etmektedir. Buna rağmen, iklim konusunda eylemde bulunulmamaktadır. Bu devam eden eylemsizlik hali bir meşruiyet krizi yaratmaktadır. Kamuoyunu kapitalizmin iklim değişikliğini çözme kapasitesini sorgulamaktadır. Dahası, giderek kapitalizmin sorunun kendisi olarak görülmesine yol açmaktadır. Yeşil kapitalizm bu krize bir yanıttır. İklim değişikliği, neoliberal hegemonyaya meydan okuyan organik bir krizdir. Ancak aynı zamanda neoliberal ekonomiye de dahil edilmiştir. İklim değişikliğinin kendisi piyasalaştırılmıştır. İklim değişikliğiyle ilgili sorunlarımıza yönelik çözümler, finansal büyümenin araçları haline gelmiştir. Aynı zamanda, kapitalizme meydan okuyan değişim söylemi, kapitalizmin söyleminin bir parçası haline gelmiştir. Fosil yakıt şirketleri gibi en sorunlu iklim aktörleri bile çevreci söylemi kullanmaktadır. Bu sahiplenme, yeşil kapitalizmin özünde yer almaktadır. İklim krizinin nedeni olan kapitalist sistem, bu sorunun çözümü olarak sunulmaktadır. ix Yeşil kapitalizm, piyasayı toplumun sosyal ve politik alanlarının çoğunun kontrolüne yerleştirmektedir. Sosyal dünyamızın mümkün olduğunca çoğunu piyasalaştırmayı hedeflemekte ve piyasanın toplumsal sorunlarımıza çözümler bulmasını beklemektedir. Devletin bu formülasyondaki rolü asgari düzeydedir, bu yüzden yeşil kapitalizm toplumda devlet için geniş bir alan hayal etmemektedir. Devletin bu "yeni" yeşil ekonomide farklı bir rolü olmayacak ve aynı neoliberal devlet olarak kalacaktır. Yeşil kapitalist devlet kavramı net bir şekilde tanımlanmalıdır. Yeşil devlet ve kapitalist devlet kavramlarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bunun için de devletin ilk etapta ne olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekir. Bu tez, devletin rolünün ne olduğunu ve olabileceğini anlamak için devleti kavramsallaştırır. Devlet, temel zorunlulukları tarafından tanımlanır ve tüm bu zorunluluklar tüm devletlere ortaktır. Yeşil devlet ve kapitalist devlet gibi devlet formları, ek zorunluluklara sahip oldukları için farklılardır. Devletin dört temel zorunluluğu vardır. İlk zorunluluk, devletin kendisinin hayatta kalmasıdır. Tüm devletler, diğer devletlerle uluslararası anarşi içinde varoluşsal rekabet içindedir. Devlet, sınırlı kaynaklar için rekabet etmeli, kendi güvenliğini olabildiğince yükseltmeli ve rakiplerini zayıflatmalıdır. İkinci zorunluluk, meşruiyetin kurulması ve korunmasıdır. Devletin etkili bir şekilde yönetebilmesi için halkı tarafından meşru kabul edilmesi gerekir. Üçüncü zorunluluk, gelir elde etmektir. Bir devletin işleyebilmesi için dağıtabileceği ekonomik kaynaklara sahip olması gerekir. Dördüncü zorunluluk, toplumsal düzenin korunmasıdır. Sosyal düzen bozulursa, diğer tüm zorunluluklara ciddi şekilde zarar verir. Farklı devlet türlerinin farklı zorunlulukları vardır. Örneğin, kapitalist bir devletin büyüme zorunluluğu vardır. Büyüme, kapitalist sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesi için gereklidir, bu nedenle kapitalist devlet diğer zorunluluklarını korumak için büyümeyi sağlamak zorundadır. Ekonomik büyüme yoksa, kapitalist bir devlet meşruiyetine, kamu düzenine, gelir toplamasına ve askeri kapasitesine zarar verecek bir ekonomik krize girer. Tüm zorunluluklar büyümeyle bağlantılıdır. Yeşil bir devlet henüz mevcut değildir. Ancak bu devletin kendine mahsus zorunluluğu çevrenin bakımı olarak düşünülebilir. Bu bakım biçimi, günümüzün çevre yönetiminden önemli ölçüde farklı olmalıdır. Karmaşık ekolojik ve sosyal gerçeklikleri hesaba katabilmelidir. Ve insanlık ile doğa arasındaki ilişki konusunda farklı bir tahayyülüne sahip olmalıdır. İnsanlık ve doğa dünyamızda ayrı kabul edilmektedir ve bu çevresel sorunlara neden olmaktadır. İnsanlığın doğanın içinde var olduğunu kabul etmek, etkili bir çevre politikası için gereklidir. Bu tez, kapitalist devletlerin büyüme zorunluluğu tarafından neden bu kadar kısıtlandığını anlamak için elit teorisini de kullanmaktadır. Elitlerin çıkarları ve sınırlamaları, devletlerin iklim krizine karşı neden hareketsiz kaldığını gösterebilmektedir. Elit teorisi önemlidir çünkü devletin kendi iradesi yoktur. Eylemlerini yönlendiren zorunlulukları vardır ancak bu eylemler insanlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Ve en önemlisi, elit teorisi devlet elitleriyle ve kapitalist elitleri ayrı kavramsallaştırılmasına izin vermektedir. Ekonomik güven kavramıyla birlikte, bu, devlet elitlerinin kapitalist devletlerde sermaye lehine hareket etmeye nasıl teşvik edildiğini açıklar. Bu tez, yeşil kapitalist devletin imkansız olduğunu savunur. Her devletin sahip olduğu dört temel devlet zorunluluğu, iklim kriziyle baş etmek için uygun değildir. Bu zorunluluklar, devletin çevresel sorunlara öncelik vermesini engeller. Bu nedenle, belirli bir devlet türünü iklim krizini ele almaya uygun hale getirebilecek tek şey, sahip olduğu ek devlet zorunluluğu olacaktır. Kapitalist bir devlette bu, büyüme zorunluluğudur. Ve bu zorunluluk, bir devletin iklim değişikliğini ele almak için sahip olabileceği en uygunsuz devlet zorunluluğudur. İklim krizini önemli ölçüde kötüleştiren ve iklim eylemini engelleyen bu zorunluluktur. Dahası, bugün hayal edildiği şekliyle yeşil kapitalist devlet, neoliberal bir devlettir. Neoliberalizmi tanımlayan özellikler çevresel sürdürülebilirliğe aykırıdır, bunlardan biri de devletin konumudur. Bir devletin yeşil olması için ekonomiyi düzenleyebilmesi ve çevre üzerinde kontrol sahibi olması gerekir. Yeşil kapitalist çerçeve devletin düzenleyici olmasını istemez, tüm çevre piyasalaştırıldığında piyasanın kendini düzenleyeceğine inanmaktadır. Bu ideolojik çerçeve sürdürülebilirlik için uygun değildir. Yeşil devlet, yeni bir zorunluluğu olan yeni bir devlet olmalıdır. Devletin dönüşüme ihtiyaç vardır. Kapitalizmi terk etmek ve yeni bir çevresel zorunluluğu olan yeni bir devlet yaratmak gereklidir. Büyüme zorunluluğunu geride bırakmadan çevresel sürdürülebilirlik mümkün değildir. İklim adaleti gibi küresel sorunların da çözülmesi için devletlerin eylemde bulunması gerekir. İklim değişikliğiyle kesişen karmaşık sorunlar ağıyla baş etmek, toplumsal ve politik çözümler gerektirir. Bunlar piyasa tarafından çözülemez. Sonuç olarak, iklim kriziyle baş etmek ideolojik bir dönüşüm gerektirmektedir. Bu dönüşüm, kapitalizmi terk etmek ve devleti dönüştürmek için gereklidir. Devlet elitleri, gerekli eylemleri toplum tarafından meşru ve gerekli kabul edilirse harekete geçebilirler; bu da toplumu yönlendiren farklı bir ideoloji gerektirmektedir.