1980'den günümüze Türkiye'de Queer kültür ve aktivizmingüncel sanat eserlerinde temsili
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Galatasaray Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, RADYO, SİNEMA VE TELEVİZYON ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: PINAR BÜYÜKTAŞ
Danışman: HALİME YÜCEL BOURSE
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tez, 1980–2020 yılları arasında Türkiye'de normatif olmayan cinsellikleri ve bedenleri konu alan görsel üretimlerin, toplumsal ve siyasal dönüşümler bağlamında nasıl konumlandığını incelemektedir. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından şekillenen baskı ve sansür rejimi, kültürel alanı köklü biçimde dönüştürmüş; queer varoluşlar hem görünmezleştirilmiş hem de kriminalize edilmiştir. Çalışma, bu kırk yıllık dönemde queer kültürle ilişkili sanatsal üretimlerin yalnızca estetik bir ifade alanı olarak değil, aynı zamanda alternatif hafıza ve arşiv stratejileri olarak nasıl işlediğini araştırmaktadır. Böylece, görünürlüğün kırılgan rejimleri içinde üretilen imgelerin yalnızca geçmişi değil, geleceği de yazan bir arşiv kurduğunu ortaya koymaktadır. Kuramsal çerçeve, queer kuram, görsel kültür çalışmaları, hafıza ve arşiv tartışmaları ile duygulanım kuramından beslenmektedir. Walter Benjamin'in diyalektik imgesi, Saidiya Hartman'ın "eleştirel fabülasyon"u, José Esteban Muñoz'un "henüz değil" tahayyülü, Ann Cvetkovich'in duygular arşivi ve Elizabeth Freeman'ın zamansal normatiflik tartışmaları, Türkiye bağlamındaki üretimler ışığında yeniden düşünülmektedir. Bu kavramsal araçlar, eksik belgeler, kırık imgeler ve iptal edilmiş etkinlikler gibi "yokluk" öğelerinin, alternatif bir hafıza ve spekülatif arşiv tahayyülü için nasıl işlev kazandığını göstermektedir. Yöntemsel olarak çalışma, disiplinlerarası ve katmanlı bir yaklaşım benimser. Görsel ve göstergebilimsel çözümleme, arşivsel fragmanlarla çalışma, performans ve beden odaklı çözümleme ile duygulanımsal yorumlama yöntemleri bir araya getirilmiştir. Bu strateji, yalnızca var olan belgeleri değil, aynı zamanda eksiklikleri, sessizlikleri ve kayıpları da analizin merkezine yerleştirir. Araştırmacının konumlu bilgisi, duygulanımsal tanıklıklar ve spekülatif yöntemler aracılığıyla, queer arşivin geleceğe yazımını kavramsallaştıran etik bir yaklaşım geliştirilmiştir. Tezin bulguları, Türkiye'de queer görsel üretimlerin baskı ve sansür koşulları altında geliştirdiği opaklık, tekrar, geri çekilme ve yokluk gibi taktiklerin yalnızca hayatta kalma stratejileri olmadığını; aynı zamanda yeni bir estetik-politik dil yarattığını ortaya koymaktadır. Böylelikle çalışma, queer kültür ve sanat üzerine Türkiye'deki literatüre hem tarihsel hem de kuramsal düzeyde katkı sunmaktadır. Sanat tarihi ve toplumsal hareketler arasında bir köprü kurarak, eksik arşivlerin ve duygulanımsal tanıklıkların nasıl geleceğe yazılan bir hafıza politikası ürettiğini göstermektedir.