Le Rapport Entre L'Individu et Les Objets A Travers La Reconstruction De La Mémoire: L'Exemple du Musée de L'Innocence


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Galatasaray Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: Fransızca

Öğrenci: EDA ÖZTÜRK

Danışman: ALİ ERGUR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu sosyolojik araştırma, bireyler ve gündelik hayat nesneleri arasındaki toplumsal etkileşim süreçlerini « lieux de mémoire », « actant », « médiateur » kavramlarından yola çıkarak anlamaya odaklanmıştır. « Lieux de mémoire » ya da « hafıza mekanları » kavramı bu araştırmada, bireysel ve/veya kolektif hafızanın gündelik hayat nesneleri etrafında yeniden oluşturulma ya da inşa edilme sürecini göstermek amacıyla kullanılmıştır. « Actant » ve « médiateur » kavramları ise, Aktör-Ağ Teorisi'nde ortaya konulduğu üzere, toplumsal etkileşim süreçlerinin oluşturulması ve sürdürülmesinde etkili olabilen insan olan ve olmayan aktörleri/eyleyenleri temsil etmek amacıyla kullanılmıştır.Araştırma sahası olarak, Türkiye bağlamında gelişmekte olan nostalji unsurunun popüler kültüre eklemlenmesine örnek teşkil etmesi bakımından yazar Orhan Pamuk tarafından aynı adlı romanından uyarlanarak kurulan Masumiyet Müzesi olarak seçilmiştir. Masumiyet Müzesi, gündelik hayat nesneleri aracılığıyla somut olarak mekan deneyimini, metnin kurgusuyla bir araya getirmesi açısından belirtilen nostalji kültürünün ürünleri arasında ön plana çıkmaktadır. Masumiyet Müzesi'nin araştırma sahası olarak belirlenme nedenlerinden biri de, araştırmanın teorik çerçevesinde ortaya konulan ve diğer bölümlerinde de tartışılan « actant », « médiateur » ve « lieux de mémoire » kavramlarının bu sahada gözlemlenebilmesidir. Araştırma boyunca, Masumiyet Müzesi Projesi'nde sergilenen gündelik hayat nesnelerinin hatırlama/unutma pratiğinde ya da hafızanın yeniden inşa sürecindeki eylem yetisine sahip aktörler/eyleyenler olma ihtimali sorgulanmıştır. Bireysel ve/veya toplumsal hafızanın ortaya çıkardığı geçmiş olgusunun/hissinin, bireyler tarafından gündelik hayat nesneleri etrafında ve onlar aracılığıyla nasıl oluşturulduğu ve devam ettirildiği araştırmamızın temel merak konusuydu. Araştırma sorunsalımız doğrultusunda, ilk olarak Masumiyet Müzesi ziyaretçilerinin müzede sergilenen nesnelerle etkileşimleri ve müzenin gerçek ve kurgu olan öğeleri hakkında fikir sahibi olabilmek için katılımcı olarak gözlemler yapılmıştır. Sonrasında ise, Masumiyet Müzesini ziyaret etmiş farklı meslek gruplarından 24 ile 42 yaş aralığında 7 kadın 7 erkek olmak üzere ile toplamda 14 derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler için belirtilen yaş aralığı, Masumiyet Müzesi'nin ziyaretçi profil yaş aralığında yer aldığı için sabitlenmiştir. Derinlemesine görüşmeler boyunca, görüşmecilere kişisel bilgiler, nesneler tarafından tetiklenen ve yeniden oluşturulan çocukluk ve/veya gençlik anıları, genel olarak gündelik hayat nesneleriyle olan etkileşimleri, kurdukları ilişki biçimleri, Masumiyet Müzesi'nin koleksiyonunda yer alan nesnelerle ilişki kurup kuramadıkları, etkileşimleri, dijital çağda fiziksel nesnelerle kurulan ilişki ve hafızanın algılanma ve tecrübe edilme süreçleri ile ilgili sorular sorulmuştur. Görüşmelerin deşifre edilmesi sonucunda elde edilen dataların ortak temalar altında düzenlemesiyle, araştırma için 6 ana tema belirlenmiştir: Hafızanın seçiciliği ve nostalji, değişen üretim ve tüketim ilişkileri bağlamında nesnelerle kurulan ilişki, nesnelerin aura'sı, nesneler aracılığıyla oluşturulan döngüsel zaman kurgusu ve bireysel stratejiler aracılığıyla oluşturulan zamansal-mekânsal süreklilik. Masumiyet Müzesi'nde sergilenen gündelik hayat nesneleri, hatırlama/unutma pratiği veya hafızanın yeniden inşa sürecinde etkin rol oynayan « actant » olarak sorunsallaştırılmaya çalışılmıştır. Bu sorunsal etrafında, gündelik hayat nesneleri 4 farklı seviyede analiz edilmiştir: İlk olarak, nesneler bireysel ve/veya kolektif hafızanın kristalize olduğu ve yeniden oluşturulduğu hafıza yerleri olarak konumlandırılmıştır. İkincil olarak, sergilenen nesneler şehrin çok kültürlü ve kozmopolit geçmişini ön plana çıkarak, İstanbul'un 1970 ve 1980'ler döneminin gündelik hayatını temsil eden maddi kültürel unsurları olarak dönüştürülmüştür. Üçüncü olarak, bu temsil çerçevesinde geçmişin bu imgesi nostalji hissi veya kurgusuyla tarihsel gerçekliği yansıtıyormuşçasına algılanmaya başlanmıştır. Son olarak ise, gündelik hayat nesneleri aracılığıyla farklı bir zaman-mekan kurgusu/nosyonu oluşturulmuştur.Gündelik hayat nesneleri, bir yanda « actant » olarak diğer aktörler/eyleyenler ile etkileşim ağlarında yer almakta, bir yandan da etkileşimde bulundukları ağları sürekli olarak yeniden oluşturmak ve tanımlamaktadır. Aktörler/eyleyenler ve « actant » lar, aynı zamanda birbirlerini de yeniden tanımlamaktadır. Araştırma bağlamında, görüşmeciler aktörler olarak nesnelerle « actant » larla etkileşimde bulunurken, bu nesneler aracılığıyla ve onların etrafında biyografik anlatılar oluşturmuştur. Bireysel ve/veya kolektif hatıralardan yola çıkarak oluşturulan anlatıların yöneltildiği bir karşı tarafla etkileşimde bulunarak oluşturulmuştur. Bu açıdan, nesneler hem bu etkileşime izin veren bir karşıt taraf kurgulanmıştır. Bununla birlikte, verili etkileşim ağının dışında konumlanan bireyler için gündelik hayat nesnelerin etkileşim ağı içerisinde temsil ettikleri, taşıdıkları ve dönüştürdükleri anlamları alımlayamadıklarını belirtmek gerekmektedir.Hafıza ve nesne ilişkisi ile ilgili olarak, bireylerin geçmişi yeniden canlandırma veya hatırlama şeklinin, geçmişin yerler ve nesneler gibi hafıza mekanlarında taşınma, saklanma ve yeniden oluşturulma sürecine bağlı olduğu araştırma sonuçlarımızdan biri olarak ortaya çıkmıştır. Genel anlamda, geçmiş hatırlanırken, hafızanın yeniden inşa sürecinde birtakım seçimler, yeniden yorumlamalar ve bozulmalar yapılmaktadır. Hafıza, geçmişe ait bazı unsurları şimdiki zamana taşırken, diğerlerini geride bırakmaktadır. Bu bakımdan, müzeler sadece hafızayı koruma altına alan yerler olarak değil, aynı zamanda bireylerin ve toplumsal grupların geçmişleriyle ile olan ilişkilerini şekillendiren söylemlerin, temsillerin de inşa edildiği yerlerdir. Hafızanın bahsedilen seçiciliği, zaman içerisinde bireyler ve/veya toplumsal gruplar için bir süreklilik yanılsaması yaratmaktadır. Hafıza, analojiler üreterek, geçmiş ile şimdiki zamana dair benzerliklerin arasındaki boşlukları doldurarak bireyler için süregelen, devam eden bir oto portre çizmektedir. Bu süreklilik yanılsaması, görüşmecilerin anlatılarında da ortaya çıkmıştır. Görüşmecilerin çoğu, Masumiyet Müzesi'nde İstanbul'un 1970 ve 1980 dönemlerindeki gündelik hayata dair inşa edilen temsiliyet biçimlerinin tarihselliği yansıttığını düşünme eğilimi göstermiştir. Bu doğrultuda, kendi kişisel tarihleriyle, müzede oluşturulan temsil biçimleri arasında bazı analojiler kurmuşlar, benzerliklere vurgu yapmışlardır. Sanayi sonrası toplumsal durumun etkileşimsel, esnek ve geçici gerçekliğinin kalıcı ve bütünlüklü toplumsal yapıların görece deformasyonuna ve sabit toplumsal referans noktalarının ortadan kalkmasına neden olduğu ileri sürülebilir. Bu toplumsal durum, kimliklerin de parçalı ve değişken bir karaktere bürünmesine neden olmaktadır. Kimlikler, çağdaş toplumsal düzende artık kostümler gibi kolaylıkla giyinip, çıkarılmaktadır. Bireylerin anlam dünyalarının parçalandığı bu toplumsal düzenin beraberinde, bir mekana, bir nesneye tutunma ve kök salma ihtiyacını da beraberinde getirebildiği araştırmamızın diğer sonuçlarından biri olarak ortaya çıkmıştır. Araştırmamızın bir takım sınırlılıkları bulunmaktadır. Bunlardan en temel olanı, araştırma sahamızın müze ziyaretçilerinin yaş profiline ilişkin homojenliğiyle ilgilidir. Her ne kadar, Masumiyet Müze'nin genel olarak ziyaretçi yaş profili 25-45 yaş aralığı olarak ortaya çıksa da, bu ziyaretçi grubunun müzedeki nesnelerle etkileşimleri sonucu tetiklenen hafızaları bize araştırmamız için sınırlı ve dolaylı yoldan veriler sunmaktadır. Müzedeki İstanbul gündelik hayatına dair temsillerin 1960 ve 1970 yılları arasındaki dönemde yoğunlaştığını düşünülürse, daha üst bir yaş grubu aralığı bize İstanbul'un şehir kolektif hafızasına dair daha direkt olarak ve daha farklı nitelikte bir veri sağlayabilecektir.