8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın siyasi biyografisi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Galatasaray Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SİYASET BİLİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SAMİ ORÇUN ERSAY

Danışman: Hüseyin Özgür Adadağ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmanın konusu Türkiye'nin 8. Cumhurbaşkanı (Halil) Turgut Özal'ın siyasi biyografisidir. Turgut Özal, Türkiye'nin sermaye birikim rejimini değiştiren 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Kararlarının fikri mimarı, kararların arkasındaki en önemli teknisyendir. 24 Ocak Kararları ile Türkiye Cumhuriyeti, ithal ikameci sanayi politikasına dayanan ve dışa kapalı iktisadi sistemini değiştirerek, ekonomisini liberalizasyon sürecine sokmuş, serbest piyasa ekonomisinin ilkelerini benimsemiş ve dış ticarette, ithalat veya ihracatta herhangi bir sınırlandırma olmadan dış pazarlara açılmıştır. 24 Ocak 1980 kararlarının arkasındaki siyasi irade ise Adalet Partisi'nin azınlık hükümetidir. Hükümetin Başbakanı Süleyman Demirel'dir. Süleyman Demirel'in Başbakanlığı esnasında Turgut Özal ise Başbakanlık Müsteşarı olarak görev yapmıştır. 1980 senesi, Türkiye Cumhuriyeti için sadece 24 Ocak Kararları açısından değil; aynı zamanda ülke siyasi tarihinin en mühim kırılma noktalarından birisi olan 12 Eylül askeri darbesiyle de oldukça önemli, tarihi bir yıldır. 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle, Cumhuriyet tarihinde demokratik hayat 27 Mayıs 1960 askeri darbesinden sonra ikinci kez kesintiye uğramıştır. Üstelik Türk Silahlı Kuvvetleri bu kez, ilkinden daha uzun süren bir ara rejim kurarak, yaklaşık üç yıl Türkiye'yi askerlerden müteşekkil bir hükümetle yönetmiştir. Askeri darbenin, Türkiye'nin sermaye birikim rejimini değiştirdiği yılda gerçekleşmesi sebebiyle, yeni liberal iktisadi sistemin akamete uğramadan sürdürülmesi için tıpkı sabık Başbakan Süleyman Demirel gibi askeri darbenin lideri ve Devlet Başkanı Orgeneral Kenan Evren ve komuta kademesi, ekonomiyi ayakta tutacak "teknisyen" olarak Turgut Özal'ı göreve getirmiştir. Askeri darbenin yürütme gücü olarak Emekli Oramiral Bülent Ulusu Başbakanlığında kurulan Hükümet'te Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı unvanıyla görev yapan Turgut Özal, böylece 24 Ocak 1980'de alınmasına öncülük ettiği Ekonomik İstikrar Kararlarının yeniden dizayn ettiği iktisadi alanı, görevde kaldığı 14 Temmuz 1982'ye kadar kurumsallaştırmış, bu tarihte darbenin komuta kademesiyle ters düştüğü için istifa etmiştir. Turgut Özal 12 Eylül rejimiyle yollarını ayırmasının ardından, ara rejim döneminde bir daha herhangi bir kamu görevinde bulunmadı. 12 Eylül rejiminin eski politikacılardan münezzeh bir siyasal alan üzerinde, Türkiye'yi tekrar demokratik nizama; ancak sınırlı sayıda siyasi parti kapsamında döndürme iradesi Mayıs 1983'de gerçekleşti. Rejimin verdiği izne tabii olarak Turgut Özal da 1983 yılının Mayıs ayında Anavatan Partisini (ANAP)'ı kurdu. 6 Kasım 1983'te yapılan genel seçimlerde, Turgut Özal'ın liderliğindeki ANAP, geçerli oyların %45.14'ünü alarak, 400 milletvekilinden oluşan TBMM'de 212 milletvekilliğini elde etmiş ve parlamentoda salt çoğunluğu sağladığı için tek başına iktidar olmuştur. Turgut Özal, ilk Başbakanlık dönemini kapsayan 1983-1987 yılları arasında, Türkiye'nin iktisadi liberalizasyonunu hızlandıracak politik ekonomiyi uygulamaya devam etmiştir. "Devam etmiştir" ifadesi bilinçli bir tercihtir. Zira Özal bu sürece aslında, Adalet Partisi'nin azınlık iktidarı sürecinde alınan 24 Ocak 1980 "Ekonomik İstikrar Kararlarını" bizzat hazırlayan Başbakanlık Müsteşarı görevindeyken başlamış; 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından ara rejimin kurduğu Bülent Ulusu Hükümetinde Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak görev yaparken iktisadi sahanın liberalizasyonu ve serbest pazar ekonomisine geçiş sürecindeki ekonomi politikalarına devam etmiştir. Nihayet kendisinin tek parti iktidarının başında, bilhassa 19 ve 29 Aralık 1983'te alınan kararlarla iktisadi liberalizasyon süreci büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Turgut Özal 29 Kasım 1987 tarihinde yapılan genel seçimler sonucunda ANAP ile ikinci kez tek başına iktidar olmuştur. Turgut Özal, 1989 yılının Kasım ayında 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in 7 yıllık görev süresini tamamlamasının akabinde TBMM tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin 8. Cumhurbaşkanı olarak seçilmiş ve görevi başındayken vefat ettiği 17 Nisan 1993'e kadar yaklaşık 3,5 yıl Cumhurbaşkanı olarak görev yapmıştır. Turgut Özal, 1980'lerden itibaren Türkiye'nin iktisadi, siyasi ve toplumsal dönüşümünde oldukça önemli bir siyasi figür olmasına rağmen, bugüne değin siyasi biyografisi Türkiye'de lisansüstü bir teze konu olmamıştır. Bir başka ifadeyle, siyaset bilimi, kamu yönetimi, sosyoloji, uluslararası ilişkiler, ekonomi gibi farklı sosyal bilim disiplinlerde Turgut Özal'ı doğrudan veya dolaylı olarak konu edinen birçok akademik lisans üstü tez vardır ancak bunların hiçbirisi Turgut Özal'ı doğrudan odak noktasına alan ve hayat hikayesinin tüm safhalarına "eşit ağırlık"ile eğilen çalışmalar değildir. Bu çalışmaların kahir ekseriyeti Turgut Özal'ı salt kendisi üzerinden de değil; onun hükümetlerinin politikaları veya cumhurbaşkanlığı dönemindeki faaliyetleri üzerinden ve sıklıkla bir dönem aralığı sınırıyla incelemiştir. Bu dönemler arasında en sık karşılaşılan iki örnek ise Özal'ın başbakanlık dönemini kapsayan 1983-1989 ve 1989- 1993 yılları arasını kapsayan cumhurbaşkanlığı dönemledir. Bu tez çalışması ise Turgut Özal'ın siyasi biyografisini, kendisi merkeze alınarak ve hayat hikayesinin tüm safhalarını, birini diğerinin önüne geçirmeden aynı titizlikle ve mümkün olan en detaylı şekilde incelemeyi hedeflemiştir Turgut Özal ile ilgili akademik yazında saptanan genel olarak ikinci önemli eksiklik ise Turgut Özal'a atfedilen ve sosyal bilimler yazınında genel kabul görmüş bazı nitelendirilmelerin "verili değer" olarak sabitlenmesi ve Turgut Özal'a atfedilen bu niteliklerinin, ilgili çalışmalarda herhangi bir şekilde sorunsallaştırılmaması veya çözümlenmemesidir. Örnek vermek gerekirse, Turgut Özal'ın liberal veya muhafazakâr kimliği, Özal ile ilgili akademik yazında verili bir değer olarak ele alınır ve metin içeriklerindeki kaynaklar ve analizler bu "verili değer" merkeze alınarak işlenir. Bir başka deyişle Turgut Özal muhafazakâr ve liberal bir kimliği haiz olsa dahi bu kimliğim "oluş" süreçleri ve bu süreçlere etki eden yapısal ve öznel unsurlar araştırma konusu olarak çoğunlukla işlenmez. Bu bağlamda bu tezde, Turgut Özal'a dair, ona atfedilen sosyal, siyasi ve iktisadi "verili değerler" sorgulanmaksızın bir hareket noktası olarak alınmamıştır. Tam aksine Turgut Özal'a atfedilen bu değerlerin oluşum süreçleri, siyasi biyografisini de kapsayan hayat hikayesinin tamamında araştırılmış, bu süreçler saptandıkça izlenmiş, etkilerinin çalışmanın biyografik öznesi olarak Turgut Özal'a nasıl yansıdığı anlaşılmaya ve anlatılmaya çalışılmıştır. Böylesi bir ana izlek amaç için çalışma ikili bir metodolojiye ihtiyaç duymuştur. Bu ikili metolojinin ilki, "biyografi teorisi"dir. Biyografi teorisi en genel hatlarıyla, bireysel düzlemde bir tarih yazımı olduğu için, biyografik öznenin hayat hikayesi yazılırken, öznenin dahil olduğu sosyal ağlar ve ilişkileri, içinde olduğu veya yönettiği kurumlar, incelenen dönemdeki kurumların, ulusal siyasal sistem ve ekonomik düzendeki yerini ve nihayet uluslararası sistemin yapısının, analiz edilmesi gerekliliğini vurgular. Böylece biyografik özne incelenirken, incelendiği dönem içindeki şartların mümkün olan en geniş seviyede temsili, biyografi çalışmalarının anakronizme yenik düşmesini engeller. Dolayısıyla Turgut Özal'ı doğrudan merkezine alan bu siyasi biyografide Özal'ın 66 yıllık ömrü incelenirken yaşadığı tüm zamanlardaki dönem şartları gözetilmeye gayret edilmiştir. Çalışmada başvurulan ikinci metodoloji tam da bu bağlamda açıklanmalı ve tarif edilmelidir. Bu metodoloji aslında bir kavramsallaştırma yöntemidir. Fransız Sosyolog Pierre Bourdiue'nün düşün dünyasındaki temel kavramları esas alır. Bu kavramlar habitus, sermaye ve alandır. Bourdieu'nün sosyal teorisinin temel dayanak noktaları olan bu kavramlar Turgut Özal'ın hayat hikayesinin yazımında kavramsallaştırılır. Başka bir ifadeyle Özal'ın hayatına uyarlanır. Bourdieu Sosyolojisine yaslanan çalışmanın ikinci yönteminin, bu tez için önemi tam bu noktada, birinci yöntem olan "biyografi teorisi" ile olan etkileşimiyle ortaya çıkar. Bourdieu'nun sermaye türlerinden birisi olan toplumsal/sosyal sermaye'nin, biyografi teorisindeki sosyal ağ ve ilişkileri, açıklama, somutlama ve kavramsallaştırmadaki gücü iki yöntem arasındaki uyum ve ilişkiyi göstermesi bakımından önemlidir. Bilhassa Turgut Özal'ın 1950'lerden itibaren Elektrik İşleri Etüd İdaresi'nde gerçekleştirdiği yurt dışı ziyaretlerinde edinmeye başladığı "tanışıklıklar"ın, "toplumsal sermaye" kavramsallaştırmasıyla açıklanması ve onun hayat hikayesine katkısının resmedilmesi; ancak bu yapılırken 1950'lerdeki ulusal ve küresel şartların göz önünde bulundurmak iki yöntemin birbiriyle uyumu ve tamamlayıcılığını göstermesi bakımından önemli bir örnektir. Bu çalışmaya dair kavramsal çerçeve ve tezin amacına ana hatlarıyla yer verildikten sonra, bu bilgiler ışığında çalışmanın bölümlerinin istikametine değinilmesi yerinde olabilir. Çalışma giriş bölümünde, bu tezin amacını saptar ve detaylandırır. Giriş bölümünde ayrıca, ana hatlarıyla ifade edilen ikili metodoloji olarak biyografi teorisi ve Pierre Bourdieu'nün düşün dünyasındaki temel kavramların detayları ve biyografik özne olarak Turgut Özal üzerinden nasıl kavramsallaştırılacakları ve uyarlanacakları tariflenir. Giriş bölümü, Turgut Özal'a dair akademik yazındaki lisans üstü tezlerden oluşan literatürün tartışılması ile sona erer. İlgili akademik yazında bugüne değin, kapsamlı tek bir Turgut Özal biyografisinin olmayışı, bu tezin akademik yazında önemli bir boşluğu dolduracağına dair inancı besler. Çalışmanın "Giriş" ve "Sonuç" kısımları arasındaki bölüm sayısı altıdır. Çalışmanın bölümlendirilmesinde kronolojik bir izlek takip edilmiştir. Biyografi çalışmalarıyla uyumlu olduğu kadar gerekli de olan kronolojik bölümlendirmelerde Turgut Özal'ın hayatındaki önemli kırılma noktaları dikkate alınmakla beraber bu kırılma noktalarının Türkiye'nin siyasi tarihinin de kırılma noktalarıyla önemli bir ölçüde çakışması, bölümlendirmeleri kolaylaştırmış ve her bir bölümün kapanış ve açılışını da anlamlı hale getirmiştir. Çalışmanın Birinci Bölümü, Turgut Özal'ın doğum yılı olan 1927'den başlamakta ve İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümünden mezun olduğu 1950 yılıyla sona ermektedir. Bu bölümün çalışma için önemi Turgut Özal'ın 1927 yılının Malatya'sında içine doğduğu aile, toplum, şehir ve o esnada dördüncü yılını henüz dolduran cumhuriyet rejiminin Turgut Özal ve ailesinin kültürel sermayesini nasıl şekillendirdiğini anlamaya çalışmasıyla ilgilidir. Bu bölümün diğer önemli bir eşiği ise Turgut Özal'ın İTÜ'deki üniversite yılları ve bu yıllarında edinmeye başladığı toplumsal sermayesidir. Özal'ın bu toplumsal sermayesi kendisiyle hemen hemen aynı habitusa sahip, muhafazakâr ve çoğunluğu taşradan gelen mühendis adaylarından oluşur. Turgut Özal İTÜ'deki sosyalizasyon süreçleriyle İslami ritüellerle tanışır ve dindarlığını üniversite yıllarında geliştirmeye başlar. Çalışmanın ikinci bölümü Turgut Özal'ın 1950'li yıllarını kapsayacak şekilde 1950-1960 arasına odaklanır. 1950 yılında İTÜ'den mezun olan genç mühendis Ankara'da Elektrik İşleri Etüd İdaresi'nde (EİEİ) profesyonel meslek hayatına başlar. 1960'da Turgut Özal'ın askere, Türkiye'nin ise askeri darbeye gittiği süreçle bu bölüm sona erer. İkinci bölüm çalışmanın özgünlük bakımından önemli bölümlerinden birisidir. Nitekim, Turgut Özal ile ilgili akademik yazında Özal'ın 1950-1965 arasında EİEİ'de geçirdiği 15 yıla detaylı bir şekilde inceleyen bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Diğer yandan bu çalışma liberal habitusa sahip teknisyen Turgut Özal'ın "oluş süreci"ni açıklama ve anlamlandırma gücüne sahip bir bölümdür. Zira EİEİ'de Turgut Özal'ın temel mesaisi serbest piyasada, liberal koşullar altında çalışan bir firmanın döngüsünü andırır: Elektrifikasyon veya baraj inşaatları için proje temini, ilgili projenin hayata geçmesi için fon arayışı, projenin gerçekleştirilmesi ve nihayet artı değer yaratan projelerle, başka yeni projelere girişilmesi döngüsü. İşte bu adımlar Turgut Özal'a henüz adını liberal diskur üzerinden kuramasa dahi liberalizmin çalışma prensibini içselleştirmesini sağlamıştır. Çalışmanın üçüncü bölümü Turgut Özal'ın 1960'lı yıllarını odağına alır. Bu bölüm, Turgut Özal'ın askere gittiği 1960 yılından başlamakta, kendisinin Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarlığından el çektirildiği 12 Mart 1971 Muhtırası ile sona ermektedir. Turgut Özal için 1960'lı yılların en önemli olayı şüphesiz Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı makamına gelmiş olmasıdır. 1967-1971 arasında dört yıl görev yapan Özal için bu sürecin iki önemli yönü vardır. İlki Turgut Özal artık kamusal bir figür olmuştur. Bunun kadar önemli diğer gelişme ise Devlet Planlama Teşkilatı ve kamu kaynakları üzerinden özel sektörü büyütmek amaçlı iktisadi yaklaşımıyla Özal'ın ilk DPT müsteşarlığı aslında 1980'lerde yapacaklarının fragmanı gibidir. Serbest Piyasanın olmadığı bir ekosistemde özel sektör devlet tarafından ve kamu kaynakları üzerinden palazlandırılmaktadır. 1980'lerde ise bu denkleme "serbest piyasa" da dahil olacaktır. Çalışmanın dördüncü bölümü Turgut Özal'ın 1970'li yıllarındaki hayatını detaylandırmaktadır. Bu bölüm Özal'ın, 12 Mart 1971 muhtırasıyla, çekilmek zorunda bırakıldığı Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı'ndan ayrılmasıyla başlar ve tekrar kamu görevine döndüğü 1979 yılındaki Başbakanlık Müsteşarlığı göreviyle biter. Turgut Özal'ın 1970'li yıllarını nitelendirebilecek en güzide sıfatlardan birinin "serbest" olduğu savunulabilir. Nitekim Turgut Özal, profesyonel kariyerine başladığı 1950 yılının ilk baharından 1971 yılının ortalarına kadar 21 yıllık bir kamu görevi geçmişine sahip olmuş, bürokratlığı sürecinde ağırlıkla arkasında onu destekleyen siyasi irade olarak Demokrat Parti ve Adalet Partisi'ni bulmuştur. Turgut Özal'ın bu yıllarda hem akıl hocası, hem de "ağabey" kadar ona yakın olan isim Süleyman Demirel'dir. Özal'ı 1967'de DPT Müsteşarlığına ve tekraren 1979'da Başbakanlık Müsteşarlığına getiren siyasi irade bizzat Süleyman Demirel olmuştur. Turgut Özal'ın kamu görevinden uzak geçirdiği 1970'ler onun mesleki habitusunu çeşitlendirmesine imkan tanımıştır. Bu on yılda üç önemli ve farklı tecrübe edinmiştir. Bunlardan ilki 1971-1973 arasında Birleşik Devletler'de Dünya Bankası Uzmanı olarak çalıştığı süreçtir. Özal bu süreçte küresel kapitalizmin kalbinde, onun önemli bir aparatı sayılabilecek Dünya Bankasında tecrübe edinmiştir. 1974'te Türkiye'ye dönmesiyle birlikte "serbest" yıllarındaki 5 yıllık özel sektör tecrübesi başlar. Turgut Özal 1974- 1979 arasında önce Sabancı Holding'te Genel Koordinatörlük görevini üstlenir. Buradan ayrıldıktan sonra ise iş ortaklığı kurduğu Zeki Aytaç ile demir, çelik ve madencilik sektörlerinde bir süre daha yönetici olarak çalışır. Turgut Özal'ın 1970'li yıllarına biçim veren üçüncü ve son tecrübesi ise sendikacılıktır. Kısa adı MESS olan Maden İşverenleri Sendikası'na önce üye sonra sendika başkanı olan Turgut Özal bu tecrübesinde bilhassa 1977 ve 1978 yıllarında gerçekleşen büyük işçi grevleriyle karşı karşıya gelmiş, liberal habitusundaki, emek hareketleri karşıtlığını büyük ölçüde bu grevlerle somutlaştırmıştır. Turgut Özal'ın 1970'leri, Süleyman Demirel'in 1979 sonlarına doğru azınlık hükümümeti sayesinde tekrar kamu görevine döndüğü Başbakanlık Müsteşarlığı göreviyle kapanmıştır denebilir. Çalışmanın beşinci bölümü Turgut Özal ve Türkiye'nin 1980'li yıllarına odaklanır. Turgut Özal için bu on yıl aslında bir üst paragrafta değinildiği üzere Aralık 1979'da getirildiği Başbakanlık Müsteşarlığı göreviyle başlar. Nitekim Özal bu görevdeyken bizzat üzerinde kendi imzası olan 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Kararları ile Türkiye'nin sermaye birikim rejimini değiştiren sürecin baş aktörü olmuştur. Türk ekonomisi bu kararlarla tam liberalizasyon çerçevesinde dışa açılmış; içeride ise serbest piyasa ve onun kurallarına ram olmuştur. Turgut Özal, katkı sunduğu ekonomi politikalarına bu on yılın en önemli olayı olan 12 Eylül askeri darbesinin ardından kurulan ara rejim döneminde devam etmiştir. 12 Eylül rejiminin "kudretli" komutanları, deniz kuvvetlerinden emekli olan Oramiral Bülent Ulusu'yu Başbakan olarak atamışlar, Turgut Özal ise Ulusu Hükümeti'nde Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak görev almıştır. 1980'lerde Türkiye'nin liberalizasyon süreci, demokrasiye tekrar dönüldükten sonra, Turgut Özal'ın 1983- 1989 yılları arasındaki iki dönemlik iktidarında devam etmiştir. 1989 yılının Kasım ayında Turgut Özal TBMM tarafından 8. Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Tezin altıncı ve son bölümü, diğer bölümlere nispeten daha spesifik ve kısa bir bölüm olarak çalışmanın nihayete kavuştuğu kısımdır. Turgut Özal'ın cumhurbaşkanlığı dönemini mercek altına alan bu bölüm Cumhurbaşkanı olduğu Kasım 1989'dan görevi başında hayatını kaybettiği Nisan 1993'e kadar olan dönemi kapsamaktadır. Yaklaşık 3,5 yıl süren cumhurbaşkanlığı görevinde Turgut Özal'ın en önemli mesailerinden birisi 1990 yazında patlak veren Körfez Savaşı olmuştur. Özal Türkiye'nin Savaş'ta, Birleşik Devletlerin yanında ve proaktif bir şekilde yer alması gerektiğini belirtmiştir. Körfez Savaşı süreci, yürütme yetkisi Bakanlar Kurulu'nda olsa dahi Özal'ın Bakanlar Kurulu ve ANAP Parti grubunu aşarak, başkanlık sistemindeki bir başkan gibi süreci ele almasını andırır. Turgut Özal'ın cumhurbaşkanlığı sürecinde dış politikadaki tek gündem maddesi Körfez Savaşı da değildir üstelik. Soğuk Savaş'ın nihayete ermesi ve akabinde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte Orta Asya'da yer alan Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanması, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın bu cumhuriyetlere karşı ilgisini artırmıştır. Turgut Özal Nisan 1993'te bu ülkeleregerçekleştirdiği uzun ziyaretinin ardından Türkiye'ye döndükten iki gün sonra 17 Nisan 1993'te hayatını kaybetmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde ise Turgut Özal'ın hayat hikayesine dair iki temel sonuç/bulguya ulaşılmıştır. İlki Turgut Özal'ın politik kimliği olarak liberalliği ve muhafazakârlığı, verili bir değer değildir. Bir başka ifadeyle Turgut Özal'ın siyasi kariyerinde Kasım 1983'te ulaştığı başbakalık görevinde çizdiği profil ve ANAP'ın tek parti iktidarının liberal ve muhafazakâr siyasi kimliğinin köklerini Özal'ın biyografisinde 1950'lerden itibaren seçmek mümkündür. Dolayısıyla 1980'lerin başındaki Turgut Özal için kariyerist hırs veya pragmatist-popülist bir tutum ile kendi siyasi ikbali için kimliklenmediği söylenebilir. Aksine Turgut Özal, Modern Türkiye tarihindeki yerel siyasi ideolojilerin, kitabi sınırlarının dahi henüz çok netleşmediği 1940'ların ortasında, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde milliyetçi ve muhafazakâr kimliğini geliştirmeye başlamış, 1950 ve 1960'larda ise sırasıyla Elektrik İşleri Etüd İdaresi ve Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurumsal-yapısal özellikleri ve iktisadi liberalizmin çalışma prensibine benzer kurum kültürleri vasıtasıyla habitusundaki liberal eğilimler oluşmaya başlamıştır. Nihai kertede Özal, bu kimliği hazır bulmuş veya populist kaygılarla kabul etmiş değildir. Tersine, uzun bir zaman içerisinde edinmiştir. İkinci bulgu ise Turgut Özal'ın hayat hikayesinde, farklı on yıllar içinde, kendi kariyer seçimlerinden ötürü, ancak daha çok zamanın ruhunun etkisiyle inşa ettiği benliğinin, bazı dönemlerde bazı bileşenlerinin sivrildiği veya törpülendiği gerçekliğidir. Bir örnekle açıklama gerekirse Turgut Özal 1970'li yılların sonunda MESS'de sendika başkanlığı yapmamış olsaydı ve 1977-1978 grevlerinde kendisi ile sendikası ağır bir yenilgi almasaydı, Özal'ın muhtemelen işçi ve emek hareketi karşıtlığı bu kadar keskinleşmeyebilirdi. Bu doğrultuda sonuç bölümünde, buna benzer önemli kırılma anlarının Özal'ın benliğini hangi noktaya evirdiğinin, serencamı çıkarılmaya çalışılm